Kamuoyuna ve yetkililere çağrımızdır: Görme engellilerin sosyal hayata eşit ve bağımsız katılım hakkı hiçbir gerekçeyle engellenemez.
Türkiye Görme Engelliler Derneği olarak son günlerde tarafımıza ulaşan iki ayrı olay, görme engelli bireylerin gündelik yaşamda karşı karşıya kaldığı ayrımcılığın ve toplumsal önyargıların hâlâ ciddi bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
11 Eylül 2026 tarihinde Çekmeköy’de bir pide ve börek işletmesine eşiyle birlikte yemek yemek amacıyla giden görme engelli F. G. ve eşi, işletme girişinde içeri alınmadıklarını ve kendilerine “Sizler dilencisiniz” şeklinde aşağılayıcı bir ifade kullanıldığını bildirmiştir. Yaşanan tartışmanın ardından eşi A. G. fiziksel müdahaleye maruz kaldığını belirterek hastaneden darp raporu almış ve kolluk kuvvetlerine başvurmuştur. Olayla ilgili hukuki süreç devam etmektedir.
Diğer olayda ise görme engelli Z. G., beş yaşındaki oğlu ve iki aylık bebeğiyle birlikte Şanlıurfa’dan İzmir’e yapacağı uçuşa, görme engelli olması ve iki çocuğuyla seyahat etmesi nedeniyle uçuş güvenliği gerekçesi gösterilerek kabul edilmediğini bildirmiştir. Kendisine, iki çocukla seyahat edebilmesi için yanında bir refakatçi bulunması gerektiğinin ifade edildiği aktarılmıştır.
Bu iki olay birbirinden farklı görünse de ortak bir noktaya işaret etmektedir:
Görme engelli bireyler hâlâ toplumun bazı kesimleri tarafından eşit yurttaşlar olarak değil, yardıma muhtaç, kısıtlanması veya kontrol edilmesi gereken kişiler olarak görülmektedir.
Bir görme engelli bireyin bir restorana gidip eşiyle yemek yemesi, bir annenin çocuklarıyla seyahat etmesi, toplu taşıma kullanması, eğitim alması, çalışması veya sosyal yaşamın herhangi bir alanında bağımsız biçimde bulunması olağan ve temel bir yurttaşlık hakkıdır.
Görme engelli olmak, dilenci olmak değildir.
Görme engelli olmak, ebeveynlik yapmaya engel değildir.
Görme engelli olmak, tek başına seyahat edememek anlamına gelmez.
Görme engelli olmak, kamusal ve sosyal yaşamdan dışlanmanın gerekçesi olamaz.
Özellikle bir annenin görme engelli olması nedeniyle çocuklarıyla birlikte seyahat etmesinin engellenmesi, yalnızca bireysel bir mağduriyet olarak değerlendirilemez. Bu tür yaklaşımlar, görme engelli bireylerin aile kurma, ebeveynlik yapma ve yaşamlarını kendi kararları doğrultusunda sürdürme haklarına ilişkin köklü önyargıların devam ettiğini göstermektedir.
Benzer şekilde bir işletmenin kapısından çevrilmek ve ardından görme engelli bireylere “dilenci” şeklinde hitap edilmesi, yalnızca bir nezaket sorunu değil; insan onurunu, eşitlik ilkesini ve engelli bireylerin toplumsal yaşama katılım hakkını ilgilendiren ciddi bir meseledir.
AYRIMCILIĞIN NORMALLEŞTİRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ
Türkiye Görme Engelliler Derneği olarak bu olayların münferit vakalar olarak görülmemesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü ayrımcılık yalnızca açıkça söylenen bir sözden veya tek bir olaydan ibaret değildir. Bir bireyin engeli nedeniyle bir hizmetten yararlanmasının engellenmesi, bağımsız hareket etme kapasitesinin sorgulanması veya toplumdan uzak tutulması da ayrımcılığın farklı biçimleridir.
Bu nedenle;
* Engelli bireylere yönelik ayrımcı uygulama ve söylemlerin etkin biçimde incelenmesini,
* Hizmet sunan tüm kurum ve kuruluşlarda engellilik konusunda farkındalık ve erişilebilirlik eğitimlerinin yaygınlaştırılmasını,
* Havayolu şirketleri ve diğer ulaşım hizmetlerinde engelli yolcuların haklarına ilişkin uygulamaların açık, öngörülebilir ve ayrımcılıktan uzak hâle getirilmesini,
* İşletmelerde engelli bireylerin hizmetlere eşit erişiminin güvence altına alınmasını,
* Engelli bireylere yönelik hakaret, dışlama ve ayrımcı tutumlar karşısında caydırıcı ve etkili mekanizmaların işletilmesini talep ediyoruz.
Türkiye Görme Engelliler Derneği olarak yaşanan olayların takipçisi olacağımızı ve görme engelli bireylerin haklarını savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
