KURUMSAL
SON DUYURULAR
Engelli Vatandaşlar Eylem Süreci İçin Düğmeye Basacak - Batman Şubesi
17 Kasım 2025
İmza konusundaki Görme Engelliler Yürüyüşü - CİHAN
17 Kasım 2025
Bakan Müezzinoğlu Çanakkale Görme Engelliler Derneğini Ziyaret Etti
17 Kasım 2025
Körlere özel menü!
17 Kasım 2025
Öğrenciler edebi yapıtları sesli kitap haline dönüştürüp kütüphanelere dağıtacak
17 Kasım 2025
10.05.2010 CNNTÜRK
17:05 Görme engellilerden 'imza' tepkisi 29 Ekim 2009
Günahlardan arınma haftası
Fotoğraf: Burhan Kaya (MİHA)
Her yıl 10-16 Mayıs tarihleri arası Sakatlar Haftası... Bu tarih diliminde bütün yıl boyunca her türlü zorluÄŸu çıkardığımız engellilere bir haftalık da olsa iyi davranıp günah çıkartmaya çalışıyoruz... Peki bu kısa süreli merhamet gösterisi hakkında engelliler ne düÅŸünüyor? Bu konuyu Türkiye Görme Engellileri DerneÄŸi'yle konuÅŸup toplumu bu gerçekle yüzleÅŸmeye davet ettik...
Derya Örgün / MİHA - Toplumun genel bir yarası olan ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve görme engellilere olan önyargıların kırılması için kırk yıldır büyük bir mücadele veren Türkiye Görme Engelliler DerneÄŸi, 40. yılını birbirinden güzel 40 etkinlikle kutluyor. Dernek BaÅŸkanı Ahmet Cantürk, "Sakatlar Haftası, günahlardan arınma haftası olmamalıdır," diyor.
1970 yılında kurulan Türkiye Görme Engelliler DerneÄŸi, Türkiye'de görme engellilik konusunda en etkin dernekler arasında yer alıyor. Türkiye'de 8 ayrı ilde ÅŸubesi olan derneÄŸin merkezi İstanbul, Kadıköy'de bulunuyor.
Mayısın 2. haftası kutlanan Sakatlar Haftası dolayısıyla hem derneÄŸin etkinliklerinden haberdar olmak hem de görme engellilerin sorunlarını konuÅŸmak için Dernek BaÅŸkanı Ahmet Cantürk ile bir mülakat yaptık.
Görme Engelliler DerneÄŸi'ni nasıl tanımlayabiliriz?
"Bizlerin imkânlarının kiÅŸileri tek tek kurtarmaya yetmeyeceÄŸine inanıyoruz. Bu nedenle daha çok kategorik olarak hak temelli çalışma yürüten bir dernek olarak kabul edilebilir. Görme engellilerin hak ve çıkarlarının yasal güvenceye kavuÅŸturulup, toplumda da ayrımcılığa uÄŸramadan yaÅŸayabilmelerini esas alan bir mücadele veriyoruz. Engelliler için bir ÅŸey yapan bir dernekten çok engellilerin örgütü olmayı amaçlıyoruz."
Derneğin ihtiyacı olan maddi kaynakları bulabiliyor musunuz?
"Biz büyük ölçüde halktan gelen bağışlar ve önemli sayılamayacak ölçüde ticari faaliyetlerle kaynağımızı temin ediyoruz. Aslında burada açıklanması gereken önemli bir nokta var. O da toplumun büyük bir kesimi tarafından, bizimki gibi derneklerin sadece bir hayır kurumu ya da devletin uzantısı bir kuruluÅŸ olarak algılanmaksıdır. Aslında bizimki gibi kuruluÅŸlar devletten yardım almazlar; bu derneklerde kamu kaynağı yoktur."
Size zorluk çıkaran yasal engeller var mı?
"Bunlar günün koÅŸullarına göre deÄŸiÅŸiklik gösteren durumlar. Zaman zaman etkilerini artırırlar zaman zaman azaltırlar. Bu baÄŸlamda 2005 yılında ülkemizde ilk defa yürürlüÄŸe giren Özürlüler Yasası önceki dönemlere göre önemli bir standart meydana getirdi. Ancak yasada belirtilen hakların nasıl kullanılacağı konusu, yetiÅŸmiÅŸ kadroların bulunmaması, önyargılar ve egolarımız nedeniyle kolay olmuyor. ÖrneÄŸin bu yasa, görme engellilerin imzalarının geçerli sayılması hakkını getirdi. Bunu toplumumuz bilmez aslında, 2005 yılına kadar görme engellilerin imzası ancak o imzayı iki tanığın huzurunda atmaları, tanıkların imzanın, imzayı atan görme engelliye ait olduÄŸuna ÅŸahitlik ettiklerine iliÅŸkin imza atmalarıyla geçerli olmaktaydı. Fakat kurumlar inatla bu kazanılmış hakkı kabul etmemeye devam ediyorlar. Özellikle bankalar, icra müdürlükleri, noterler var olan bu yasal hakkı kullanmayı zorlaÅŸtırıyorlar…
"Bir baÅŸka örnek, eskiden tam görme engelli olan biri yüzde100 görme engelliyken, ÅŸimdi yüzde 85 engelli olarak kabul edilir hale geldi. Buna karşılık, yasalarımızda yüzde 90 ve üzerinde olan görme engellilerin kullanabileceÄŸi bazı hakları var. Ancak raporlarda yapılan deÄŸiÅŸikliklerle artık hiç kimse yüzde 85'in üzerinde engelli olarak görülmediÄŸi için bu hakları kimse kullanamıyor.
"Bunların çoÄŸu yasal düzenlemelerden de kaynaklanmıyor aslında, yürütmeden kaynaklanıyor. Örnek verecek olursak, Milli EÄŸitim Bakanlığı 1000'i öÄŸretmen olmak üzere 5000'in üzerinde engellinin iÅŸe alımıyla ilgili bir sınav açtı. BaÅŸvuru aÅŸamasında iki sorun var: bunlardan ilki, baÅŸvuru esnasında istenen saÄŸlık kurulu raporlarında ülkenin her yerinde çalışabileceÄŸine iliÅŸkin bilginin bulunması. Oysa, buna doktorların karar vermesi mümkün deÄŸil… ikinci sorun ise, iÅŸsizlik yüzünden bu sınava giren kiÅŸilerden sadece baÅŸvuru için istenen ücret 110 TL… Sınavlara 20 binin üzerinde bir baÅŸvuru olacağını düÅŸünüyoruz. AÅŸağı yukarı eski parayla iki tirilyon lira demek bu. Önce kavgalar gürültüler koptu, sonra 50 TL'ye indirildi. Åžimdi ise kaldırılması söz konusu... Bu da ister istemez insanın aklına bu tür ÅŸeylerin iktidar oyunlarına alet edilip edilmediÄŸi sorusunu getiriyor."
Görme engelli öÄŸrencilerin karşılaÅŸtıkları sorunlar nelerdir?
"Mevcut sistemimiz, en başından sonuna kadar hiyerarÅŸik düzene uygun olarak tasarlanmıştır. HiyerarÅŸik düzenin getirdiÄŸi koÅŸullara göre öÄŸrenci; bedelsiz asker, hocalar-öÄŸretmenler de bu askerleri sevk ve idare eden ve onlara gerekli talimatları veren ücretli komutanlar ÅŸeklinde… EÄŸitim anlayışı öÄŸrenci merkezli hale gelmeli. ÖÄŸrencilerimizin de pek çok sorunu var.
ÖrneÄŸin, pratikten gidersek, bir hukuk fakültesinde sınavlarda soruları okuyacak kiÅŸiyi bulmakla öÄŸrencinin kendisi görevlidir. Bu kiÅŸi öyle biri olmalıdır ki hem sınavda kendisine kopya çektirmeyecek, hem de kendi ihtiyaçlarına cevap verecek, ayrıca da okulun kadrosundan olacak. Ben İstanbul Hukuk Fakültesi'nde bunu arkadaÅŸlarımda bire bir yaÅŸadım. Okul personelinin sınavlara girmeyi kabul etme karşılığında öÄŸrencilerin onların günlük sigara ihtiyaçlarını karşıladıklarını biliyorum…
"Sorunlar okulun yerleÅŸkesi içindeki düzen, yurtta kalabilmesi, yemek, tuvalet gibi ÅŸeyleri de kapsıyor. Yani sistem zorlaÅŸtıkça yılmayı ve tükenmeyi de beraberinde getiriyor... Artık dersi baÅŸarabilmek deÄŸil; yaÅŸayabilmek ve orada kalabilmek mücadelesi vermeye baÅŸlıyor ve bu, bir yerde tükeniÅŸle birlikte okul bırakmaları da beraberinde getiriyor."
İş bulmada karşılaşılan sorunlar nelerdir?
"Burada bizim baÅŸ düÅŸmanımız 'önyargı'. Aslında kimse bizimle birlikte yaÅŸadıktan sonra ön yargılı davranmayı düÅŸünmüyor. Sorun bizi tanımaya yanaÅŸmamaları. Acaba 'bu iÅŸi yapabilir mi' denmiyor; 'o zaten bunu yapamaz' ön yargısı, çoÄŸu yerde karşımıza çıkıyor.
"İkincisi ise tüzükler genelgeler o iÅŸi yaptırmama mantığı üzerine kuruluyor… Mesela kiÅŸi üniversiteyi bitiriyor, KPSS'yi de kazanıyor ve atanıyor. Sonrasında ise saÄŸlık kurulu raporu isteniyor. KiÅŸinin yüzde 100 görme engelli olduÄŸu görülünce ataması durduruluyor… Bunu da dava açarak aÅŸmaya çalışıyorsunuz, ama önyargının kimden gelebileceÄŸini kestirmemiz zor. Yani bu bir hakim de olabiliyor."
Sakatlar Haftası hakkında ne düÅŸünüyorsunuz?
"Aslında bu haftanın son yıllarda yarardan çok zarar verdiÄŸini düÅŸünmeye baÅŸladık. Bu günahlardan arınma haftası, aslında 52 haftanın 51'inde bir ÅŸey yapmayıp, 52. haftada onları da memnun ettik denilen bir hafta. Etkinlikleri gerçekleÅŸtirenler, bu etkinliklerin bittiÄŸi akÅŸam derin bir mutluluk yaÅŸarlar; çünkü ülkemizin en zor durumda olanları mutlu edilmiÅŸtir, ihtiyaçları karşılanmış, iÅŸ tamamlanmıştır. Dolayısıyla yeni engelliler haftasına kadar keyfinize bakacaksınız. Oysa bu etkinliklerin büyük kısmı ihtiyaç, ama bu hizmetleri, etkinlikleri yapmak için bir haftaya ihtiyaç yok ki. 10 tane etkinliÄŸi 1 haftaya sığdıracağımıza 10 aya yaymak gerekir. Böylelikle ilgilenenlerin de dikkati çekilmiÅŸ olacaktır. Bu da insanlar açısından ele alırsak; bakıyor ki sınıfında engelli var, iÅŸinde engelli var, araçta engelli var; artık engelleriyle beraber yaÅŸamın bir biçimiyle birer olduÄŸunu kavrıyor ve iliÅŸkiler de normalleÅŸiyor…"
40. yıl etkinlikleriniz hakkında neler söylersiniz?
"Aslında önceden anlattığımız sorunlara raÄŸmen kalıcı bir gelir kaynağı olmaksızın halkın bu konudaki desteÄŸiyle 40. yıla varmamız bir gurur kaynağı. 40. yıl kamuoyunda argüman olarak bizi öneçıkabilecek bir ibare. Åžimdilik bu 40. yılımızda hayal ettiklerimizin yüzde 5-6' sini ancak yapabiliyoruz… 30 Eylül 2010 son katılım tarihi olmak üzere "görenlerin gözünden görme engellilik" konulu fotoÄŸraf yarışmamız var. Piknik, kamp gibi etkinliklerimiz de mevcut…"
http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/05/10/gunahlardan.arinma.haftasi/575535.0/index.html
