SON DUYURULAR
Ramazan Bayramımız Kutlu Olsun
19 Mart 2026
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü
18 Mart 2026
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun
07 Mart 2026
Engelli Vatandaşlar Eylem Süreci İçin Düğmeye Basacak - Batman Şubesi
17 Kasım 2025
İmza konusundaki Görme Engelliler Yürüyüşü - CİHAN
17 Kasım 2025
Öncelikle, yeni bir bayrama eriÅŸebilen ÅŸanslıların arasında yer alabildiÄŸimiz için, duyduÄŸumuz sevinci paylaÅŸalım, sizlerle.
Kim bilir? Geçen yıl bayramını bizler gibi kutlayan kaç insan, yeni bir bayramı göremeden aramızdan sessizce çekilip gitti.
Elbette bir o kadarı da, belki biraz daha fazlası bile, henüz bayramı anlama ve yaÅŸama tadına bu bayramda varacak.
Bu durum, insanlıkla, bayramlar arasında, dünyanın var oluÅŸundan beri süregelen mutlak bir iliÅŸkidir ve ebediyete kadar da, böyle devam edecektir.
Bayram: toplumların sevinçlerini paylaÅŸmak için, seçtikleri özel günlerin adıdır
Ve birlikte bayram yapabilmek için, ortak deÄŸerlerin, ortak sevinçlerin, dolayısıyla da, ortak üzüntülerin olması gerekir.
Yani; Bayram yapabilmenin olmazsa olmaz koşulu, paylaşmaktır.
Zenginliği, fakirliği; yiyeceği, giyeceği; başarıyı, başarısızlığı; acıyı, sevinci; hasılıkelam neyimiz varsa onu paylaşmayı zorunlu kılar.
Özetle, bayram yapma hakkı, adam gibi, adam olanlarındır.
Toplum içerisindeki adam gibi, adamların sayısı azaldıkça da, bayram yapma alışkanlıklarından tutunda, bayramın gerekliliÄŸine kadar her ÅŸey sorun olmaya baÅŸlar.
Peki bizler, içerisinde yaÅŸadığımız toplumda, adam gibi, adamların sayısını arttırma ve ağız tadıyla bayramlar kutlama hedefine sahip miyiz?
Kanımca, hayır.
Günümüzde, imkanları sınırlı olan o, saf köylü ve küçük kentliden oluÅŸan bir avuç insanı, bir yana bıraktığımızda, toplumun geneli, bayramı iki farklı yaklaşımla deÄŸerlendirir.
Bunların birincisini, bayramı yıllık tatil gibi anlayan ve yakalanmamak için, ilk günden evi barkı terkeden, kimsenin bulamayacağı bir yere kaçanlar,oluÅŸturmaktadır. Bunlar için, bayramın niteliÄŸinin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, bayramın bir tatil günü olmasıdır. Bir ikinci husus ise, tatilin geçirileceÄŸi yerdeki otellerin fiyatları ile, konumlarının, kurulacak iÅŸ baÄŸlantıları ya da, bayram sonrası yapılacak dost sohbetlerinde hava atmaya uygun olup olmadığıdır. Bu tatillerde, bazıları için, hayal dahi edilemeyecek paralar harcanır ve birkaç gün sonrasında, dönülür. DönüÅŸün ardından, kaybedilen paranın yeniden kazanılması için, daha hırçın, daha acımasız, daha gaddar biçimde saldırılır ortalığa.
İkinci gurubu ise, eski bayramlarla avunanlar ve o günlere özlem duyanlar oluÅŸturur. Bol miktarda eski bayram hatıraları anlatılır. Kucak kucaÄŸa yatılan ayakkabılardan, Yılda bir kez alınan elbiseden dem vurulur ve o günlere özlem duyulur. Oysa, o günlerde insanların ayakkabılarla yatacak kadar çok sevinmelerinin ya da, yılda bir kez alınabilen elbisenin, insan hafızasındaki gücü, bayramdan deÄŸil, fakirlikten gelen, ızdıraptır. Bilmezler ki: o ızdırabı yaÅŸayıp, hissettirmeyen, ana/babaların içerisinde bulunduÄŸu durumu.
Åžükürler olsun ki, halkımızın çoÄŸu, artık bir ayakkabı veya elbiseye kavuÅŸmayı bir ömür hatırlayacak konumdan çıkmıştır.
Ancak, bu durum, eski bayramlara olan özlemi tüketmeyecektir.
Çünki: gün geçtikçe düzelen imkanlara karşılık, paylaşım azalmakta, toplumsal özelliklerimiz zayıflarken, bireysel hesaplarımız ağır basmakta ve bu nedenle de, birbirimizin sorunlarına, ilgisiz kalmaktayız.
Ne yazık ki: bedelini çok ağır ödeyerek, bir bayram gününde aldığı bir çift ayakkabı ile, çocuÄŸunun aklında bayramı, bir ömür hatırlanır hale getiren bir neslin evlatları olarak bizler, kendi çocuklarımıza, bencilliÄŸi, aÅŸağılamayı, zor durumda bulunanlara seyirci kalmayı, bütün iyilikleri sadece kendisi için istemeyi öÄŸretebildik.
Åžimdi de, adam gibi, bir bayramın özlemini çekiyoruz.
Hani demiÅŸtik ya!
Bayramlar, toplumların sevinçlerini paylaÅŸtıkları özel günleridir diye.
Biliyoruz ki: sevinçler paylaşıldıkça çoÄŸalırken, üzüntüler paylaşıldıkça azalmaktadır.
Peki iyi günümüzde bizimle sevinecek kadar çok sayıda insanı bulabilmek için, aceba, o kimselerin acı günlerinde yanlarında oluyor muyuz? Bir an olsun onları hatırlıyor muyuz? BildiÄŸimiz durumları karşısında, en küçük bir zevkimizden geri kalıyor muyuz?
İşte, Bu soruya verilecek cevap, bayramların bayram olup olamayacağını da ortaya çıkaracaktır ve maalesef olumlu örneklerin sayısı, olumsuzlardan az.
Günümüzde, ortalığa ÅŸöyle bir baktığımızda, içimizi acıtacak bir sürü örneÄŸi hemen görebiliriz.
Bir yanda, bin liralık asgari ücretle, geçinmeye çalışan ve bir çoÄŸu da, sosyal güvenceden yoksun, yığınla insan; diÄŸer yanda, bir öÄŸün yemeÄŸinde bunun misliyle fazlasını harcamakta tereddüt etmeyen azınlık.
Bir yanda alamadığı yarım puan nedeniyle, üniversiteye giremeyen yığınlar, diÄŸer yanda milyarları harcayıp özel üniversitelere devam edenler,
Bir yanda, keyfe keder insanları iÅŸe alan veya iÅŸten atan azınlık, diÄŸer yanda gördüÄŸü iÅŸ ilanının peÅŸine düÅŸebilecek kadar bilet parasını bulamayan yığınlar.
Bir yanda fildiÅŸi kulelerinde fikir yarıştıran muhteremler, diÄŸer yanda ülke için can veren evlatlar.
Hayır, hayır!
Devam etsek onlarcasını ekleyebileceÄŸimiz bu listedeki, acımasızlıklara çare bulunmadıkça, bizlerin gerçek bayramları görme imkanı olmayacaktır.
İnsanın bir tırnağının kırılmasının acısını önemsediÄŸi koÅŸullarda, sadece, 2 bayram arasında ülkemizin, basına yansıyan ÅŸehit sayısı yüz otuzdan çoktur. Yansımayanı, kaybolanı, sivili, hatta kandırılmış vatan evladı çocukların ise, sayısı, binlerle ifade ediliyor.
Bunların her biri, ana/babaları tarafından konuldukları musalla taşından, yürekleri daÄŸlanarak ebediyete yolculanmaktadır ve bizler toplum olarak, aradan geçen onlarca yıla raÄŸmen, yeni ama/babaların yüreklerinin daÄŸlanmasını engelleyemedik. Kim bilir bundan sonra, içimzden hangisinin yüreÄŸi bu ve benzeri acılarla daÄŸlanmayı beklemektedir? Kim bilir kaç insanımız daha bu yolda can verecek?
Artık sağ duyunun ayağa kalkması ve birilerinin bir şey yapması lazım.
Bu gün ülkemizin en önemli sorunu budur.
Siz, dün oÄŸlunu, bu vatan için topraÄŸa veren insanlarla bir olmayı baÅŸaramadıkça ve onların derdine derman olmadıkça birlikte bayram yapamazsınız.
Onların sizinle birlikte sevinmesini isteyemezsiniz.
Birde bizim, her bayramda adeta kaderimizmiÅŸçesine terk edemediÄŸimiz trafik kazalarına verdiÄŸimiz canlar.
Evet, özledik, gerçekten çok özledik. Adam gibi bayram yapmayı özledik. Beraber aÄŸlayıp, beraber gülmeyi özledik. İnsan onuruna yaraşır, ayrımcılıktan uzak, farklılıkların zenginlik olarak görüldüÄŸü bir dünyanın bayramlarını özledik. inançla, dürüstlük ve toplum yararı için kavga etmeyi özledik.
Hepinizin, özlemini duyduÄŸunuz güzel bayramlara eriÅŸmenizi diler, mübarek kurban bayramınızı içtenlikle kutlarız.
Kalın sağlıcakla.
Ahmet Cantürk
Genel BaÅŸkan
