KAMU OYUNA ÇAĞRI


borçlar kanunun 15. maddesinde yapılan değişiklikle görme engellilerin imzalarına getirilen sınırlamaların kaldırılması talebidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurulunda, 15 ekim beyaz baston körler gününde başlayan bir çalışma ile, borçlar kanununu baştan sona değiştirilmektedir.
Bu değişiklikle birlikte, görme engellilerin imzalarına dair de düzenleme yapılmakta ve aşağıdaki metin oylanarak kabul edilmiş bulunmaktadır.
(c. İmza
MADDE 15- İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Güvenli elektronik imza da, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukukî sonuçlarını doğurur. İmzanın el yazısı dışında bir araçla atılması, ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır. Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, körlerin imzaları onları bağlamaz. Açığa atılan imzanın üzerine sonradan yazılan metnin, imza atanın iradesine uygun olduğu kabul edilir.)
Bu düzenleme, başlangıçta, görme engellilerin korunmasını amaçlıyor gibi değerlendirile bilir. Ancak, eski yıllardaki uygulamaların hiç böyle olmadığı görülmüş, bu nedenle de, 2005 yılında kabul edilen 5378 sayılı özürlüler kanunu ile, görme engellilerin imzaları ile ilgili düzenleme, borçlar kanundan kaldırılmıştı. O tarihten bu yana da, hiçbir görme engellinin kendi imzasını atmış olması nedeniyle mağdur olduğuna ve bu konuda açılmış davaya rastlanmamıştır. Tam terksine, toplumun ve kurumlardaki görevlilerin bu konuda bilinçlendirilmesi çabası sürdürülmekte, gün geçtikçe de, mesafe alınmaktadır.
Hal böyle iken, yeni bir arayışa girilmesi tam anlamıyla, görme engellilerin ayaklarına vurulan bir pranga etkisi yapmaktadır.
Zira: usulune uygun onay: teamüli manada, görme engellilerin imza attıkları her belgenin notere tastik ettirilmesi anlamına gelmektedir ki, günümüzün uygulamalarında, yerli yersiz ve önemli önemsiz bir haylı imzaya ihtiyaç olmaktadır. Noterlerin bu onayı vermek için talepleri ise, hem imza tetkikinin yapılması, hem de, belgenin içeriğine vakıf olunduğunun tesbbiti noktasında ortaya çıkmaktadır ki, bunun için yine geleneksel uygulama 2 şahitle işlem yapmaktır.
Yine yeni düzenlemeyle, görme engellinin imzayı attığı sırada imzaladığı metnin içeriğine vakıf edilmesi ve metni içerik bakımından bilerek imzaladığını ıspat yükü, görme engelli ile, iş yapacak olan tarafa düşmektedir. Bu durum da, başta bankalar olmak üzere, görme engelliye hizmet sunacak taraflar, ıspat yükünün güçlüğünden kaçınacak olmaları nedeniyle, görme engellilere hizmet vermemeyoluna gideceklerdir.
Oysa, en sağlıklı yol, görme engellinin kendisini korumasına izin verilmesidir.
Bu nedenle, aşağıdaki değişikliğin yapılmasının, görme engellilerin güvenceye kavuşturulması için yeterli olacağını düşünmekteyiz.
( Türkiye görme engelliler derneği’nin borçlar kanununun değiştirilmekte olan 15. maddesinin c. Bendi ile, ilgili önerisi, bu bendin kaldırılmasıdır.
Şu kadar ki, kaldırılmaması konusundaki ısrara karşı teklifi ise, aşağıdadır.
c. İmza
MADDE 15- İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Güvenli elektronik imza da, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukukî sonuçlarını doğurur. İmzanın el yazısı dışında bir araçla atılması, ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır. (İlgilinin görme engelli olması, ona, isteğine bağlı olarak, imzaladığı belgenin içeriğine vakıf olmasını sağlayıcı tedbirleri alma hakkını verir.) Açığa atılan imzanın üzerine sonradan yazılan metnin, imza atanın iradesine uygun olduğu kabul edilir.)
Yaşanan bir haylı ayrımcılığa, toplumun ön yargıdan kaynaklı görme engelliyi dışlama çabalarına bir yenisini katacak olan düzenlemeden vaz geçmek için, yetki sahibi tarafların, bir an önce, tekriri müzakere yolunu kullanarak, yasanın topyekün oylanmasından önce, değişikiliğin yapılmasının sağlanmasına destek verilmesini bekliyor,
20 yıldan daha fazla süren bir mücadelenin sonucunda elde edilmiş olan imza atma hakkının ortadan kaldırılmasının, görme engellilerini kaç yıl daha mağdur edeceği tahmin dahi edilemezken, yapılan bu düzenleme ile, gerçek bir insan hakları ihlalinin gerçekleştirildiğini hatırlatırız.

Türkiye Görme Engelliler Derneği.

 

Yorum Ana Sayfa
Ana Sayfa