Derneğimizin, Türkiye Körler Federasyonu’nun 2010 Yılı Genel Kuruluna İlişkin Görüşleri
Türkiye Körler Federasyonu Başkanlar Kurulunun 5 Haziran 2010 tarihinde almış olduğu karar çerçevesinde, gelecek döneme ait derneğimizin beklentileri şöyledir.
Türkiye Körler Federasyonunun bir üyesi olarak, derneğimiz, 2010 yılı genel kuruluna giderken, federasyona ilişkin, meseleyi 2 aşamada ele almakta ve ilk aşamasında, görünüm ve bu durumun ortadan kaldırılması için çözüm önerilerinde bulunmayı ikinci aşamada ise, önümüzdeki dönemden beklentilerini dile getirmeyi istemektedir.
İlk aşamaya ilişkin, durum değerlendirmesinde elbette, yapılan işlerin olumlu taraflarına dair, görüş açıklamamız gerekmeyecektir. Zira, bu bölümde söyleyeceklerimiz, aynı zamanda gelecek döneme ilişkin beklentilerimizin yerine getirilmesine alt yapı oluşturmalıdır. Yani: burada söylenenler, dönemin yönetim kuruluna yönelik eleştiriler olmaktan çok, düzeltilmeleri ile, gelecek dönemin sonuç alınabilecek hale getirilmesini sağlayacaktır.
1. görünüm ve çözüm önerileri:
A) Tanıtım ve erişim sorunu: Türkiye körler Federasyonu’nun etkinliklerini ilan edilmiş bir program ve oluşturduğu bir kamuoyu üzerinden götürmemesi, yapılan etkinlikler ile, muhtelif konulara ilişkin politikaların takip edilmesini mümkün kılmamakta, sürecin içerisinde yer alanların dahi, olayları takip etmeleri ve buna uygun davranmaları özel bir çaba harcamalarını gerektirmektedir.
Bu durum, etkinliklerdeki başarıları _gölgelemekte, yargıların olumsuz hale gelmesine, federasyona yönelik beklentilerin ve umutların akamete uğramasına neden olmaktadır. Öyleki: geçmişle çelişen bu görüntü, federasyonun kimliğinde, amaç ve ilkelerinde düne göre bazı şeylerin değiştiği anlamını doğurmaktadır. Bunun sonucunda ise, federasyona ilkesel bağlılığı bulunanların, umutlarını yitirmelerine, aynı zamanda da çaresizliğin getirdiği yeni arayışlara yönelme arzusunu doğurmaktadır.
Ayrıca, yetişen yeni neslin ise, federasyonu görünümdeki şekliyle tanımasına, ilk fikirlerin buna göre oluşmasına neden olmaktadır. Toplumumuzun ezici bir çoğunluğu futbolda bir takımın taraftarıdır ve bu taraftarlık, aklın ürünü olarak değil, takımların, insanın aklının ermeye başladığı döneme denk düşen başarıları nedeniyle, oluşmaktadır.
Bu görüntünün değiştirilmesi için,
A.a) Türkiye körler federasyonunun önceliklerini yansıtan dönemsel programlarının, geniş mutabakatlarla yapılması ve ilan edilmesi,
A.b) hedeflerine ilişkin gelişmeler ile, olumsuzlukları, en kısa zamanda, geniş kitlelerin öğrenebileceği yöntemleri kullanmak suretiyle, ilgili çevrelerle paylaşması, gerektiği ölçüde basın toplantıları yapılması,
A.c) bilginin, tüketicinin istediği zaman, yöntem ve hızda üretilmesi çağımızın bir zorunluluğudur. Aksi taktirde, yoğun bilgi akışı ve kirliliği, federasyon çalışmalarının izlenmesini sorunlu hale getirecektir ki, bu gün yaşanan önemli sıkıntıların başında da bu, gelmektedir. Bu nedenle, federasyonun web sayfasının bir an önce erişilebilir hale getirilmesi, sonrasında da güncellenmesi, eğilim temsilcileri ve fikir önderlerinin, anlık gelişmelerden haberdar edilebileceği, mail gurupları ve/veya sms yöntemlerinin kullanılması,
A.d) hiçbir iletişim aracının, yüzyüze yapılacak görüşmeler kadar etkili olmadığı gerçeğinden hareketle, federasyona üye dernek ve şubelerinin ortak organizasyonları ile yapılacak toplantılar kanalıyla, federasyonun ilkesel ve politik çalışmalarının tabanla paylaşılması, yöntemlerini kullanmak gerekmektedir.
B) Temsil, takip ve merkezi idare ile, ilişkiler: yenilik ve değişim, insanlığın ve araçlarının gelişmesinin anahtarıdır. Bu bakımdan, her dönemde, örgütlerimizin, yetkili organ ve kurullarının yenilenmesi, farklı görüş ve çalışma yöntemlerinin fırsat bulmalarının sağlanması zarurettir.
Şu kadar ki: değişimin, bir ihtiyaçtan, yetersizlikten ve tespit edilmiş nedenlerden hareketle yapılması; yani: bir şeyin karşılığı olması gerekmektedir. Aksi taktirde, alınacak riskler, kurulu düzenlerin bozulmasına, geriye gidişe, zaman zaman da, kendini tekrar etmeye, en kötüsü ise, yozlaşmaya neden olabilir. Federasyonumuzun son iki dönemini bu bakımdan değerlendirdiğimizde, toplam 52 kadroluk yönetim yapısında, sadece 5 kişinin değişmediğini görmekteyiz. Bu durum, yönetimde istikrar, işlerin takibinde liyakat, tabanın taleplerinin tespitinde tecrübe, dış çevrelerle aşinalık, sorunları ile kendisini göstermiş, çalışmalar, sınırlı sayıdaki yönetim kurulu üyelerinin üzerinde kalmakla, yetersizliklerin yaşanmasına neden olmuştur.
Bunun için:
B.a) yeni yönetim kurulunda yapılacak değişiklik ve yeniliklerin, hangi ihtiyaçlardan kaynaklandığı, yönetim kurulu tarafından belirlenmeli ve değişiklikler bu alanlarda yapılmalıdır.
Bunun yanı sıra, farklı kesimlerin eğilimlerinin, coğrafi alanların ve başarılı isimlerin yönetim kurulunda temsil ettirilmesinin, yenileştirme hareketinin konusunu oluşturması gerekmektedir.
Kuşkusuz, istikrar ve deneyimin aktarılmasını, başlayan işlerin yapılan değişikliklerle zaafa uğramamasını sağlamak için, kadronun en az yarısının önceden federasyon yönetim kurullarında çalışmış isimlerden meydana getirilmesi yerinde olacaktır.
B.b) örgütlerimizin, halen profesyonel daimi kadrolarla çalışabilir hale gelmemiş olması, daha fazla emeğe dayalı çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Bunun için, bir yandan sürekliliği sağlamak, diğer yandan deneyim kazanmak suretiyle niteliği yükseltmek, ayrıca, müdahil insan sayısını arttırmak için, federasyon tarafından öncelikli konular olarak belirlenen alanlarda, daimi komisyonların kurulması zorlanmalıdır. Hatta örgütler, bu komisyonlarda gösterilecek olan başarının, örgüt içi yükselmelerde önemsenmesini istemeleri doğru olacaktır.
B.c) yürütme kurulu, yönetim kurulu içerisindeki, taşıyıcı omurgadır. Bu nedenle, her ne kadar yönetim kurulunun, demokrasinin gereği olarak bu kurulun oluşturulmasında söz sahibi olduğu kabul edilse de, başkan adaylarının, inisiyatifinin tanınmasına, yönetim kurulunun oluşturulduğu aşamada, bu ekibin kurulmasına müsaade edilmesi gerektiği açıktır. Öyle ki: yürütme kurulu üyelerinin, dil birliği, heves ve heyecan ile, zevk ortaklığına kadar, bir sinerji içerisinde olmaları, öz güven, samimiyet, birbirinden emin olma , tanıma ve ortak deneyimlere sahip olma koşullarının bulunduğu; mazeret ve bahanelere sığınmaksızın, inisiyatif alabilen bir ekibin kurulması gerekmektedir.
B.d) Türkiye körler Federasyonu’nun yıllar içerisinde kazanmış olduğu en önemli birikimlerinden sayılan kurumsallaşma ve bürokratik işleyiş, son yıllarda, olabildiğince ihmal edilmiş görünmektedir. daimi personelin maaş sorununun ıslah edilemediği, var olan borçların en büyüğünü meydana getiren vergi borcunun, belge takibinin yapılamaması nedeniyle, esas bakımından yargıya taşınamayacak hale geldiği, federasyon adına yetki kullananların, doğan borçlar başta olmak üzere, işlerin yürütülmesi aşamasında ortaya çıkan sorunlara karşı umursamazca hareket ettiği görülmektedir. Bu duruma karşı, kuralları esas kabul eden, özel yaşamındaki hassasiyetini bu alana taşıyan, doğan risk ve tehlikelere karşı en geniş katılımla, alınacak kararları hayata geçirmeye çalışan bir iradenin meydana getirilmesi zorunludur.
C) Borçlar meselesi: günümüzde, Türkiye körler federasyonunun toplam borcunun ne kadar ve kimlere olduğu, bilinmemektedir.
Oysa, çağımızın yükselen değeri, şeffaflık ve denetlenebilirlik meselesidir. Kaldı ki, teknoloji bu noktada işleri olabildiğince kolaylaştırmaktadır.
Bu sorunun temel nedeni kayıt dışı para hareketleridir.
Bırakın kendi iç işleyişini, üye derneklere örnek olmak; onları bir bütçe disiplinine, şeffaflığa ve denetlenebilir olmaya alıştırmak durumunda olan çatı örgütün bu çalışma yöntemi, doğurmuş olduğu ekonomik sorunların yanı sıra, saygınlığını kaybetmesine de etki etmektedir.
Öyle ki, durumun belirsizliği, her şeyin söylentiler ve şaiyalardan ibaret olması, bireylerin, neyle karşılaşacaklarını bilmemeleri, görev üstlenme isteklerini korkuya dönüştürmektedir.
Bunun için:
C.a) parayı yönetme yetkisini elinde bulunduranların açık olmayı, kendi başlarına hareket etmemeyi, örgüt kurallarına bağlı kalmayı benimsemeleri,
C.b) harcama kalemini kararlaştıran yöneticilerin, kaynağın nereden bulunacağı meselesine de sahip çıkmaları,
C.c) finansmanı sağlayanların, genel ilgisizlik karşısında, başına buyruk hareket etmemeleri,
C.d) tüm giderlerin kararlar çerçevesinde ve yüksek giderlerin tüzüğün 2 ayrı yönetim kurulunda görüşüleceği kuralına göre kabulü yoluna gidilmesini,
C.e) keyfi hareketiyle, zarara sebep olanların, kusurlarını tazmin etmelerini, gerektiğinde bu amaçla bir fonunun oluşturulmasını,
Sağlamak gerekmektedir.
D) Üye kütüğü sorunu: körler Federasyonu’nun alandaki diğer örgütlerden ayrıldığı en temel özelliği temsil etmekte olduğu örgütler arasındaki adaleti sağlayabilmesidir. Oysa, 4 yıldan bu yana tutulmayan üye kütüğü, adaletin tecellisini mümkün kılmamaktadır. Unutmamalıyız ki, insanların en son kaybetmeleri ve en çok beslenmesi gereken değerleri, adalettir. Kendisine adil davranılmadığını düşünen bir kimse için, ne kadar iyilik yaparsanız yapınız, ya sizi istismar eden bir çıkar odağına dönüşür, ya da size asla inanmaz. Dolayısıyla, öncelikle üye kütüğünün kayıt altına alınmasının garanti edilmesi ile, tarafların, Türkiye körler federasyonunun adaletine inandırılmaları gerekmektedir.
E) Dernekler ve federasyon’un karşılıklı yükümlülüklerinin sorgulanması: halen federasyon ile, dernekler arasında, tüzükte yazılı olmasına rağmen bir görev dağılımı yapılmış ve federasyon, dernekler adına belirli işlere dair sorumluluk üstlenmiş değildir. Bu nedenle, rutin görevine devam eden dernekler, bir ihtiyaçtan değil bir zorunluluktan ötürü aidat ödemektedirler. Bu, tıpkı vergi gibidir. Herkes, başına bir felaketin açılmamasını garanti edecek kadar bu yükümlülüğünü yerine getirmekte, borçlarını bitirmeye gayret etmemektedir. Oysa:
E.a) başta özürlülük ölçütü ve bakım hizmetini düzenleyen yönetmelikler olmak üzere, engelli haklarının iyileştirilmesi, ayrımcılık başta olmak üzere, engelliyi mağdur eden uygulamaları ve alışkanlıkların azaltılmasını,
E.b) tüm ülke adına taşınmakta olan uluslar arası ilişkilerin, faydacı bir yapıya dönüştürülerek, sağlanan yararların üye derneklere dağıtılması,
E.c) üyelerinin bir mutabakatta buluşturulması ile, başta ekonomik sorunlar olmak üzere, ortak ihtiyaçların karşılanması konusunda tespitler yapılması ve uygulamalarda bulunulması,
Faaliyetleri, her dönemde sürdürülmeli, sağlanan yararların doğrudan örgütlere aktarılması, yahut dolaylı olanlarının anlatılması ile, kullandırılmasında yol göstericilik yapılması, derneklerin yükümlülüklerini yerine getirme konusunda istekli olmalarını sağlayacaktır.
2. Hedef plan:
Türkiye körler Federasyonu’nun gelecek döneminde, yoğun bir programa ihtiyaç olmayıp, belirlenecek somut işler ve planlamalarla, nokta isabetli sonuçların alınmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Ayrıca, gelecek dönemin 2 yıllık bir süre olarak kabulü ihtiyaca cevap vermeyecektir. Zira: üstlenilmesi gereken işler 2 yılda tamamlanamayacağı gibi, dönemin genel seçimlerin yapılacağı bir zamana isabet etmesi de, işleri zorlaştırmaktadır.
Bu nedenle, tarafların, en az 4 yıllık bir dönemin alt yapısını ve omurgasını oluşturmaları doğru olacaktır.
Derneğimizin gelecek dönemde yapılmasını istediği çalışmalar ise şöyle:
- halen tüm derneklerin açmış oldukları şube ve etkinlikleri, ülkenin yarısında örgütlenmenin gerçekleştirilmesine yetebilmiştir. Bu nedenle, Türkiye körler federasyonu, üye derneklerinin rızasını da alarak, kendisine üye yeni derneklerin, örgütlenmenin gerçekleşmediği il ve bölgelerde kurulmasını sağlamalı, örgütlenmenin gerçekleştirildiği il sayısı, en az %10 oranında arttırılmalıdır.
- Üye kütüğündeki eksikler bir an önce giderilmeli, belge bazlı yenileme çalışmaları ile, aramızdaki rekabetin mezar taşları üzerinden yapılmasına engel olunmalıdır.
- Ülkemizdeki ekonomik koşullar ile, eğitim düzeyindeki farklılaşmalar, örgütlü körler ile, örgütlenememişler arasında farkın gün geçtikçe büyümesine neden olmuştur. Bu durum, örgütlerimizin, sorun sahibi geniş kitlelerden kopmasına, bir çeşit tuzu kuruların ihtiyaçlarına göre faaliyet göstermesine neden olmaktadır. Bunun için, tabanın taleplerini doğru anlayabilmek ve temsil yetkisini layıkıyla kullanabilmek adına, bir yandan örgütlü körlerin taleplerinin tespiti için, 2004 yılında hazırlanmış olan üye profilini saptama anketinin uygulanmasına, diğer yandan ise, örgütlülüğün yararlarının anlatılacağı ve kendi haklarından bihaber engelli ve ailelerinin sürece dahil edilmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır.
- Özel eğitim politikası, merkezi sınav sistemlerinde yaşanan sorunlar, Braille yazının korunması ve geliştirilmesi konularında somut sonuçlar alınmalıdır.
- Türkiye iş kurumu kanalıyla dağıtılmakta olan kaynaktan, gerçek istihdama yönelik bir başarının elde edilemediği görülmektedir. Bu nedenle, belirlenecek somut alanlardaki istihdam imkanlarına uygun nitelik kazandırmaya yönelik, yüksek bütçeli ve sürdürülebilir kursların, federasyon aracılığı ile, derneklerde uygulanması konusunda idare nezdinde sonuç alınmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
- Her ne kadar özürlüler kanunu ile, özürlü hakları konusunda bir yol haritası oluşturulmuş ise de, elde edilen yarar ve kazanımlar bakımından henüz işin başında bulunmaktayız ki, uyarlama sürecinin 2012 yılında sona ereceği dikkate alındığında yönetim kurulunun görev süresinin sonunda uyarlama süresininde biteceği görülmektedir. Bu nedenle, özellikle haklar ve düzenlemeler konusunda, yakın takibe ihtiyaç bulunmaktadır.
- Web sayfasının sürekli güncellendiği, dileyenlerin körler federasyonundan haberleri diledikleri hızda aldıkları, bir sanal ortam ile, kamu oyuna yönelik bilgilendirme faaliyetleri sürdürülmelidir.
- 2007 yılında ülkemizde yapılan Avrupa körler birliği genel kurulunun getirileri üzerene gerekli araştırmaların yapılması, dönem içerisinde yapılacak olan Avrupa ve dünya körler birliği genel kurullarına erken hazırlanılması veya yararın sağlanamadığı tesbit edilmiş ise, gündemden kaldırılması,
- Başta yaşanan taşınmalar olmak üzere, çeşitli görev değişiklikleri gibi, nedenlerle, 34 yılını dolduran Türkiye körler federasyonunun arşiv kayıtlarının önemli bir kısmı yok olmuş bulunmaktadır. Dönem içerisinde, mevcutların toparlanması ve araştırmaların yapılması ile, ülkemizdeki örgütlü kör hareketinin tarihçesi yazılmalıdır.
- Mali alana getirilecek bir disiplin ile, harcamaların denetim altına alınması, kaynağı belirlenemeyen giderlerden kaçınılması, üye dernek ve ticari çevrelerin buluşturulacağı, iktisadi örgütlenmenin gerçekleştirilmesi ile, örgütlenme alanındaki mutabakatın ekonomik alana da taşınması, biriken borçların, önemli bir kısmının idareye ait olması nedeniyle, bu sorunun görüşmeler yoluyla çözümlenmesi,
Derneğimizin beklentisidir.
Geleceğin, ortak beklentilere uygun gelişmesi dileklerimizle
|