İSTANBUL GÖRMEYENLER GENÇLİK VE SPOR KULÜBÜ
|
Osmanağa Mah. Kırtasiyeci sok.No:32/3 Kadıköy-İstanbul
Tel :0216 345 35 25 – Fax:0216 337 26 73 |
Sayı : 2008 / 31
Konu : Tarafımıza Yöneltilen İsnad ve iddialar
ilişkin cevaplarımızdır
TÜRKİYE GÖRME ENGELLİLER SPOR
FEDERASYONU BAŞKANLIĞI’NA
İlgi : Makamınızın 24.07.2008 ve
GESFED-581 sayılı yazısı
Türkiye
Görme Engelliler Spor Federasyonu Başkanlığı Ceza Kurulu’nun tarafımıza
28.07.2008 tarihinde ulaşan ilgide kayıtlı yazısı ile 7-11 Mayıs 2008 günleri
Çanakkale’de düzenlenen Türkiye Goalball Şampiyonası’nın finalinde kulübümüz
sporcularının Ankara Goalball kulübü sporcularına sözlü ve fiili saldırıda
bulunduğu belirtilerek savunmamız istenmektedir.
Konuyla
ilgili açıklamalarımız şöyle:
1-
Açıklamalarımız
diyerek söze başladık zira: bir savunmanın yapılması için öncelikle isnad
edilen bir suçun ispat vasıtaları ve usulüne uygun yapılan işlemlerle ortaya
konulması ve yargılamanın adil biçimde yapılacağının güvence altına alınmış
olması gerekir.
2-
Oysa burada : ne böyle
bir şikayetin varlığına, ne konuyla ilgili delillere savunma yapmak durumunda
bırakılan tarafımızın vakıf olmasına imkan bulunmadığı gibi, konuya dair
alınmış ceza kurulu kararı dahi var mıdır? Bilinmemektedir. Yani varlığını asla bilemeyeceğimiz bir
şikayet ve karara dayanılarak belki de yok olan bir işleme ilişkin savunma
yapmak durumunda bırakılmaktayız. Bu nedenle iş bu yazımız bir cezanın
verilebilmesi için “usul yerini bulsun” noktasından hareketle yazılan senaryoya
ilişkin olmayacaktır.
3-
Kuşkusuz yazımızın
burasında küçücük olumlu bir gelişmeyi de zikretmeden geçemeyeceğiz o da : daha
önce kulübümüzle yaşanan sorunların sonucunda federasyonun artık, farklı
muhataplardan istenilen savunmalara aynı evrak kayıt numarasını vermemeyi öğrenmiş
olmasıdır.
4-
Bu küçücük olumlu
gelişmeyi belirttikten sonra konumuza dönecek olursak gerçekten Türkiye’nin
bırakın alışmayı, artık nefret ederek kurtulmaya çalıştığı yazılan senaryolar
üzerinden geliştirilen komplo teorileri ile tarafların yok edilmesi
kurgulamasına Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu’nun da bazı kulüpleri
yok etme anlamında bulaşmış olması, her şeyden önce vijdanları rahatsız
etmekte, rahatsız olan vijdanların karşısında federasyona olan güven ile
federasyondan beklenen adalet duyguları yara almış bulunmaktadır.
5-
Kulübümüze yönelen ve
bir süredir devam eden bu hasmane tutumun nedeni elbette tarafımızca
bilinmektedir ancak, bizler bugüne kadar bu nedenleri kamuoyu önünde tartışmayı
ahlaki bakımdan doğru bulmadığımızdan sessiz kalmayı tercih ettik. Ancak,
çeşitli senaryoların geliştirilmesiyle tarafımıza yönelik saldırının
sürdürülecek olması halinde bizlerde haklarımızı yasal ve yargı yollarından
arama konusunda ve kamuoyunu Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu’nun
içerisine sürüklendiği duruma ilişkin bilgilendirme yolunda üzerimize düşen
rolü oynamak görevini yerine getireceğiz.
6-
Kuşkusuz bahse konu
savunmanın sonucunda bir yargılamanın olması söz konusu olmayacağından ve
kulübümüzün cezalandırılmasına dair karar şimdiden verilmiş bulunduğundan
Çanakkale’de yaşanan olaylara ilişkin bir savunma yapmamız anlamsız
bulunmaktadır.
7-
Şu kadar ki bu vesile
ile hakkımızda alınacak olan kararın adil olmayacağını gösteren ve süreçte
yaşanmış kovuşturulmayan bazı hususların bulunduğunu yargıcı ve savcısı kendisi
olan yüce ceza kuruluna arz etmek isteriz.
8-
Türkiye Görme
Engelliler Spor Federasyonu Ceza Talimatnamesi’nde federasyon başkanından kulüp
seyircisine kadar sporla ilgili herkes için öngörülmüş ceza ve tedbirler mevcut
iken bundan istisna edilen tek grup ceza kurulu üyeleridir. Yani : bir bakıma
ceza kurulu herkesi yargılayabilmesine karşılık kendi üyelerinden hiçbiri ile
ilgili işlem yapamadığı gibi hukukumuzda bulunan reddi hakim yoluna da
gidilememektedir. Bu durum, her ne kadar ceza kurulu kararları kesin denilse de
gerek vijdani, gerek ahlaki, gerek insan hakları, gerek anayasa gerekse ideal
ve pozitif hukuk bakımından eksik bir düzenleme niteliğinde olup konu bundan
sonraki süreçte her halükarda başka mecralarda çözülmek zorunda kalınacaktır.
9-
Ceza kurulu üyeleri
tarafsızlıklarının güvence altına alınabilmesi ve kararlarının adil olabilmesi
için Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu’nun bir başka organında ve
biriminde hiçbir ad ve nam altında görev almamaları gerekirken ceza kurulu
üyesi Sayın Vicdan TOSUN halen federasyonun Çanakkale İl Temsilciliği görevini
sürdürmekte, bu görevi nedeniyle işlediği fiillerden ötürü ceza kurulu üyeliği
zırhına sığınarak kurtarılmaktadır. Bu durum ceza kurulunun özerkliğini ortadan
kaldırdığı gibi federasyon yönetiminin ceza kuruluna etki edebilmesinin bir
aracı olarak ta kullanılmaktadır. Federasyonda buna benzer başka örneklerden
bahsetmek te mümkündür.
10-
Kurgulanmış
olan cezayı verecek olan kurul üyelerine bir bakalım
11-
Bunlardan
Ceza Kurulu Başkanı Sayın Murat YILMAZ bir süre önce Amasya Görme Engelliler
Spor Kulübü Başkanı’na etmiş olduğu küfür nedeniyle düzenlenen tutanak ve
belgeler federasyon başkanlığına gönderilmiş, ancak federasyon başkanlığı Murat
YILMAZ’ ın durumuyla ilgili ceza kuruluna gitmekten kaçınmıştır.
Aynı Murat YILMAZ’ ın başkanlığında ki ceza kurulu,
2007 yılı Kasım ayında Gaziantep’te cereyan eden olaylarla ilgili tahkikata
ancak yeni Goalball şampiyonasının takvimi belli olduktan sonra (6 ay sonra)
başlamış, savunma haklarımızı kullanamayacağımız bir takvimi planlayarak
sporcumuz Mikail GÜÇLÜ’ nün anılan müsabakalardan meni konusunda gerekli imkanı
yandaşları için sağlamıştır.
Bu durumdan rahatsızlık duyan Murat
YILMAZ kamuoyunu etkileyerek
kendisine yandaş oluşturmak üzere Goalball
Şampiyonası sırasında Çanakkale’ye gitmiş burada kendisine yandaş oluşturma
çabalarına kalkışmış, ceza kurulu kararlarını mahaldeki kişilerle tartışmaya
başlamıştır. Yani : (Sayın hakim mahkeme salonunda almış olduğu karardan
vijdanen o kadar rahatsız olmuştur ki kendisine kamuoyu oluşturma ve bundan
sonra alacağı kararların mücerret sayılması konusunda yandaş arama derdine
düşmüştür) Çabalarından istediği sonucu alamaması üzerine kulübümüz sporcu ve
yöneticilerine yönelik “ben bu kurulun başkanıyım, sizin ipiniz her zaman benim
elimde. Hadi bakalım yeni bir şey yapın, bakın bakalım başınıza neler geliyor”
diyerek bundan sonra adeta kulübümüzün bir hatasının aranacağı sürecine
girildiğinin mesajını vermiş savurduğu bu tehditlerden sonra ortamdan duyduğu
rahatsızlık nedeniyle müsabakaların diğer günlerinin tamamında Çanakkale’de
bulunduğu halde final müsabakalarının öncesi akşamında Çanakkale’den
ayrılmıştır. Bu bilgiler ışığında Murat YILMAZ’ la ilgili aşağıdaki soruların
kamuoyuna açıklanması gerekir.
a)
Sayın Murat YILMAZ
Çanakkale’de ki sportif etkinliklere hangi görev ve yetkiyle katılmıştır?
b)
Tarafsız olmak
durumunda olan bir kimsenin görevlendirilmesi doğrumudur? Bu görevlendirmeye
ilişkin yazı var mıdır?
c)
Çanakkale’de kaldığı
sürece konaklama giderleri ile ulaşım masrafları nasıl ve hangi kuruluşlar
tarafından karşılanmıştır? Ve kendisine
burada bulunduğu dönem için harcırah, yolluk ve benzeri adlar altında ödeme
yapılmış mıdır?
d)
Tarafsız olması
gereken böyle bir kimsenin disiplin kurulu kararlarının kamuoyunda tartışmaya
açması ve yandaş aramaya kalkışması hangi anlayışın ürünüdür?
e)
Sporcularımız ve
yöneticilerimize yönelik savurmuş olduğu tehditler ceza kurulunun hangi
yetkisinden kaynaklanmaktadır, bu durum açıkça görevi kötüye kullanmak değil
midir?
f)
Konuyla ilgili olarak
Murat YILMAZ hakkında Çanakkale Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda
bulunulmuştur.
12-
Vicdan TOSUN ise bir yandan ceza kurulu üyeliği yapar iken diğer yandan
federasyonun Çanakkale İl Temsilciliği görevini sürdürmektedir. Anılan
etkinlikte il temsilciliği görevini taraflı bir biçimde kullanmış ve kulüpleri
Mesut DEDEOĞLU yandaşları ve karşıtları olarak kategorize etmiş, yandaşlar özel
olarak ağırlanır ve sorunları çözülür iken diğerleri kendi hallerine
terkedilmişlerdir. Bir an olsun sayın Mesut DEDEOĞLU’ nun bu konu ile
ilişkisinin olmadığını düşünsek bile, sayın Dedeoğlu’ nun Vicdan TOSUN’ un bu
davranışına ilişkin cevabı ( onun ceza kurulu üyesi olması nedeniyle bişey
yapamıyorum) olursa buna kendisinden başka hiç kimsenin inanmayacağı
bilinmelidir.
Vicdan TOSUN ’un bunun ötesinde, ceza kurulu üyeliği gibi
yüze bir yapmasına engel bir hayli başka nedende bulunmaktadır. Bunlar:
a)
Bir zamanlar
yöneticiliğini ve başkanlığını yapmış olduğu Çanakkale Engelliler Spor Kulübü
ile kulübe vermiş olduğu zarar ve usulsüz uygulamaları nedeniyle hasım
bulunmaktadır.
b)
Bu husumet önemli
sayıdaki kulübümüz yöneticisinin aynı zamanda Çanakkale Engelliler Spor
Kulübü’nün de üyesi ve yöneticisi olduğundan kişiselleştirilerek kulübümüze de
yönelmektedir.
c)
Vicdan TOSUN Çanakkale
Engelliler Spor Kulübünde bulaştığı usulsüzlük ve yolsuzluklar nedeniyle
Çanakkale Valiliği tarafından kendisine verilen 500 YTL tutarındaki idari para
cezasını hemen ödeyerek dosyayı kapatma yoluna gitmiştir oysa, ceza kurulu
üyeliği gibi yüce bir görev yapan böyle bir kimsenin söz konusu ödemeyi yapmak
yerine itiraz ederek konunun yargıya taşınmasını ve aklanmayı tercih etmesi
gerekirdi.Özetle Vicdan TOSUN sportif etkinlikte bulunan bir kulübün
yöneticiliği sıfatıyla yapmış olduğu eylem ve işlemlerden ötürü kendisine
verilen cezayı kabul etmiş, ceza infaz edilmiş ve mahkum olmuştur.
d)
Ancak konu bununla
sınırlı kalmamış ve Çanakkale Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirilmiş olup
Ceza Mahkemesinde dava açılmış bulunmaktadır.
e)
Sayın Vicdan TOSUN’ un
görevini adil yapamayacağı ve hakkında hem de alanla ilgili açılmış tahkikat ve
yargılamalar bulunduğu görüldüğünden kendisinden beklenen bahse konu kovuşturma
ve yargılamalardan aklanıncaya kadar görevinden ayrılmasıdır.
f)
İstanbul Görmeyenler
Gençlik ve Spor Kulübü olarak ömür boyu sportif etkinliklerden men edilecek
olsak ve tüm sporcularımız en ağır biçimde cezalandırılacak dahi olsa görme
engellilerin para ve imkanlarını eline geçirerek kötüye kullanmış olan bu tür
kimselerle mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir.
13-Görüleceği
gibi yukarıda anlatımı yapılan olaylar hiçbir kusurumuz bulunmadığında dahi
ceza kurulunda ki 2 üyenin aleyhimizde alınacak bir karara olumlu oy
verecekleri kesinleşmiş bulunmaktadır.
14-
Görüleceği gibi tarafsız olmayan bir ceza kurulu eliyle sürdürülmekte olan
tahkikatın tarafımıza isnad edilen suçlara ilişkin açıklamalarımızda şunlardır:
a)
5253 sayılı dernekler kanunu ve 4721 sayılı Türk Medeni kanunu hükümlerine göre
dernek ve kulüplerin tüzel kişi olarak bir olay karşısında sorumlu
tutulabilmeleri yetkili organları marifetiyle konuyla ilgili karar alarak
uygulamalarıyla mümkündür.Oysa burada ne kulübümüzün bu türden bir kararı, ne
bir uygulaması bulunmaktadır.
b)
Diğer yandan müsabakaların oynandığı salon kulübümüzün sahası olmadığı gibi,
müsabakalar kulübümüzün faaliyette bulunduğu şehirde dahi yapılmış değildir. Bu
nedenle kulübümüzün ev sahibi olmak gibi bir sorumluluğu da bulunmamaktadır.
c)
Salonda bulunan seyirciler kulüpler için ayrılmış farklı bölgelerde oturmamış,
müsabakaları birlikte seyretmişlerdir. Bu bakımdan aynı seyircinin zaman zaman
kulübümüz leyhine, zaman zaman da kulübümüz aleyhine tezahüratta bulunmuş
olduğu görülmüştür. Ayrıca kulübümüz tarafından Çanakkale’ye seyircide
götürülmemiştir. Bütün bunların yanı sıra salonda bulunan seyircilere
kulübümüzü sembolize eden atkı, şapka ve benzeri hiçbir ürün verilmemiş olmakla
yaşanan olaylara kulübümüzün taraftarının karıştığı gibi bir iddiayı kabul
etmemiz söz konusu değildir.
d)
Sporcular arasında müsabakalar sırasında zaman zaman heyecan, stres ve
gerilimin sonucunda karşılıklı sözlü ve fiili sataşmaların olduğu her maçta
görülmektedir. Bu tür olayların müsabakaların tamamında yaşandığı aşikâr iken
sadece kulübümüz açısından kovuşturulması yukarıdaki eyyamcılığın bir
sonucudur. Bütün bunlara rağmen final maçı sonrası yaşanan gerilim sırasında
gerçekleşen bir kısım itiş kakışlara ilişkin karşı tarafın kusurları da dikkate
alınmaksızın kulübümüz antrenörü Sayın Zafer ADEM’ in stat mikrofonundan yapmış
olduğu ve tüm seyirciler tarafından alkışlanan özür dileyen konuşması da göz
arı edilmektedir.
e)
Sonuç olarak saha içerisinde meydana gelen bu tür olayların müsabakanın gereği
olarak değerlendirilmesi ve eylemlerin muhatabının sporcu ve teknik kadro
olması esastır ve kulüp tüzel kişiliğinin bu olaydan sorumlu tutulması kabul
edilemez.
Sonuç
:
1-
Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu’ nun
tarafsız olmayan ceza kurulu marifetiyle hasım belirlediği kulübümüze
yöneltilmiş olan saldırganlığın bir sonucu olarak hazırlanan senaryo ve gereği
olarak verilecek cezayı biliyor ve reddediyoruz.
2-
Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu’nun
yönetici ve diğer yetkililerinin görevi görme engellilerin sportif ve kültürel
etkinliklerde bulunmalarını sağlamak ve bireylerin özgüven ve vücut sağlığını
kazanmalarını gerçekleştirmelerine yardımcı olmaktır. Oysa bugün subaşlarını
tutmuş olan belirli bir zümre kendi anlayış ve kadroları dışındaki hiç kimsenin
alanda faaliyet göstermesine müsaade etmeme konusunda özel bir çaba
harcanmakta, hatta konuya ahlaki ve bilimsel yaklaşan kulüplerin azınlığı
düşürülmesi maksadıyla naylon kulüpler kurdurulmaktadır. Kulübümüzün bugün bazı
kimselerin yetki ve imkânları ellerine geçirmiş olmaları nedeniyle kendisini
sıkıştırmaya çalışan çevrelere gündelik hesaplar uğruna eyvallah etmesi
beklenmemelidir.
3-
Bizler görme engellilerin topluma kazandırılması
konusundaki görevimize devam etmek ve alandan beslenen asalaklara itibar
etmemek durumundayız.
4-
Güneşin balçıkla sıvanamayacağı gerçeği kadar açık
olan bugünkü çıkar hesapları peşindekilerin yarın bu sahnelerde yer
almayacağını bilerek verilecek cezaların en ağırını bekliyor saygılar
sunuyoruz.
|