Türkiye Görme Engelliler Derneği’nin

18-3-2008 Tarihli  

Açıklamasına Yanıt

 

İki yıldan beri  Altı Nokta Körler Derneği, Uygar Görme Engelliler Derneği, Çağdaş Görmeyenler Derneği ve Evrensel Görme Özürlüler Derneği tarafından desteklenen Türkiye Körler Federasyonu Başkanı Sn. Hasan Tatar’a karşı zaman zaman örtülü, zaman zaman açık bir muhalefet yürüten ve bu yüzden 1998 yılından bu yana Altı Nokta ile stratejik ittifakını bile tehlikeye düşürmekten kaçınmayan Türkiye Görme Engelliler Derneği, 18.03.2008 tarihinde  bir açıklama yayınlayarak Türkiye Körler Federasyonu ile yol ayrımında bulunduğuna ilişkin imalar içeren görüşler ileri sürdü. Çoğu yerde Derneğimize ve onun çeşitli dönemlerdeki önderlerine karşı haksız suçlamalarla dolu olan bu açıklamanın  tarihsel bir önem taşıması nedeniyle tarafımızdan titizlikle yanıtlanması gereksinimi kendisini hissettirmektedir. Eğer örgütlü kör hareketinde bir yol ayırımına girilecekse, ilgilenen herkes, bunun gerçek nedenlerini öğrenmeli ve her örgüt üstüne düşen sorumluluğu üstlenmekten kaçınmamalıdır. Şu hususun altını özenle çizmeliyiz ki, Türkiye Körler Federasyonu’na bağlı tüm dernekleri kardeşimiz ve stratejik ortağımız olarak görüyor, bu örgütlerin aynı mücadele anlayışını ve ilkelerini benimsediğine inanarak görme engellilerin hak ve çıkarlarının korunup geliştirilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin herkesle eşit haklara ve olanaklara sahip onurlu bireyleri haline gelmeleri hedefine kilitlenmiş olduklarını var sayıyoruz. Derneklerimiz arasındaki farklılıkların öze ilişkin değil, bazı nüanslardan kaynaklı biçime ve biçeme ilişkin olduklarını kabul ediyoruz. Bu yüzden bu derneklerin, bugün değilse bile yarın, ama eninde sonunda kendi rızaları ve tamamıyla serbest bir etkileşim süreci içerisinde tek bir örgüt olarak birleşebileceklerine inanıyor, koşulları oluştuğunda bunu denemek için en önde çaba göstereceğimizi ilan ediyoruz. Kuşku yok ki, bunlar, bizim duygu ve düşüncelerimizdir.

 

Ama görüyoruz ki, Türkiye Görme Engelliler Derneği, bu duygu ve düşüncelerimizi paylaşmıyor, çoğu gerçeklere aykırı suçlamalarla Derneğimizle stratejik ortaklığı bozmanın koşullarını zorluyor, yapay gerilimler yaratarak karşılıklı güven ortamını zedeleyici tutum ve davranışlar içerisine giriyor.

 

Bütün bu nedenlerle Türkiye Görme Engelliler Derneği’nin sözkonusu açıklamasını değerlendiren Genel Yönetim Kurulumuz, aşağıdaki görüşleri görme engelli kamuoyu ile paylaşmayı, tarih önündeki sorumluluğunun bir gereği olarak değerlendirmiştir.

1.                  Altı Nokta Körler Derneği, 1998’den bu yana, Türkiye Görmezleri Eğitim ve Himaye Derneği ve çoğu istismarcı bir dizi derneğin, Faruk Öztimur’la dirsek teması halinde ikinci bir Federasyon kurma çabalarını da göz ardı ederek, Körler Federasyonu’nu, istismarcı olan ya da olmayan tüm dernekleri ile birlikte körlerin ortak evi haline dönüştürmek için mücadele etmiş ve bunda da önemli başarılar kazanmıştır. Kendi içindeki güçlü muhalefete ve “Altı Nokta’ya ihanet ediyorsunuz” nidalarına rağmen Federasyonun tüzüğünü, kendi temsil hakkını sınırlayıp, daha küçük derneklerin temsil hakkını güvence altına alacak bir biçimde değiştirmiş, 8 Temmuz 1998 tarihindeki  olağan genel kurulunda, diğer derneklerin katılmamasına karşın 6 ay içerisinde olağanüstü genel kurul yaparak herkesi kucaklayabilecek bir Federasyon çatısı oluşturmayı kararlaştırmıştır. Bu sözünü tutarak 4.5 ay içerisinde tüzük çalışmalarını tamamlayıp olağanüstü genel kurulunu gerçekleştirmiş ve tüm dernekleri kapsayan bir yönetim kurulu oluşturmuştur.

2.                   Federasyona kendisine ait ve bağımsız bir çalışma mekanı yaratmış, mali durumunu düzelterek eylemlilik sürecini hızlandırmış, aynı yıl Şanlıurfa’da bir kampanya başlatarak daha sonra artarak ilerleyen eylemlilik sürecinin ateşini yakmıştır. Federasyon adını ‘Türkiye’ ibaresi ile onurlandırırken, yaptığı televizyon filmleri, bilboard afişleri ve eylemlerle federasyonu kamuoyuna mal etmiş;  demokratik, kapsamlı ve bütünlüklü özürlüler yasası mücadelesini başlatmıştır.

3.                  2000 yılında yapılan Olağan Genel Kurulunda ise  yine  Altı Nokta’nın başkan adayının öncülüğünde, 2000’li yıllara girerken geçen yüzyılın tarihini ve deneyimlerini körler açısından özetleyen ve gelecek dönemin perspektiflerini belirleyen, kapsamlı bir tarihsel belgeyi, Genel Kurul Kararı haline getiren Federasyon, bütün derneklerle işbirliğini doruğa çıkartarak mücadelesini sürdürmüş; Özürlüler Yasası taslağını Meclis gündeminin 13. sırasına taşımayı başarmıştır.  

4.                  2002 yılındaki olağan genel kurulda gücü buna elverişliyken kendi içerisinden bir başkan adayı çıkartmayarak, yürütülen muhalefete rağmen Türkiye Görme Engelliler Derneği’nin başkan adayını desteklemekte sakınca görmeyen Altı Nokta,  en deneyimli elemanlarını Sn. Ahmet Cantürk’ün emrine vererek ona tam destek olmuş;  Özürlüler Yasası ile ilgili tüm eylem ve etkinlikleri düzenleyerek Sn. Cantürk’ü başarılı kılmanın koşullarını hazırlamıştır.  Bugün Sn. Cantürk’ün, bu etkin katkıları görmeyerek bu başarıyı başkan olduğu için sadece kendisine mal etmeye çalışması, vicdanını sızlatmalıdır. Zira, 11 ilde düzenlenen yürüyüş ve mitinglerde, tam sayfa gazete ilanlarında, yasa taslağı hazırlıklarında ve nihayet Meclisteki kulis çalışmalarında harcanan emeğin büyük bölümü Altı Nokta’ya aittir. Bunu bütün dünya alem bilmektedir. Açıklamadaki  gereksiz böbürlenme olmasa, Altı Nokta’nın, bu emeğinin hakkını sorması, kuşku yok ki, son derece çirkin kaçardı. Ama açıklamadaki burnu yukarda tutum, bizi bunu hatırlatmaya mecbur etmiştir.

5.                  Açıklamada, 2004 yılındaki genel kurulda Altı Nokta adayı Sayın Turhan İçli’nin çekilerek Sn. Ahmet Cantürk’ü desteklemesi, “malum nedenlerin dayattığı bir mecburiyet” olarak değerlendirilmektedir.  Bu, son derece acımasız ve gerçekdışı  bir değerlendirmedir. Açıklamanın malum neden dediği şey, Altı Nokta başkan adayı Sayın Turhan İçli ve kimi arkadaşlarının yargılanmasıdır. Böyle bir yargılama, çekilmenin nedeni ise, Altı Nokta neden uzun tartışmalardan ve oylamalardan sonra bir başkan adayı çıkartmıştır? Üstelik söz konusu yargılama o günlerde daha ortalarında bile değildir. Kaldı ki, bugün dahi tamamlanmamıştır.

 

Sayın İçli’nin çekilmesinin nedeni, Federasyonu zamansız bir biçimde bölmeme arzusudur. Sn. İçli, Sn. Cantürk illa aday olacaksa, federasyon içinde iki başlılık yaratmamak ve güçleri bölmemek için kendi başkanlığında Cantürk’ün, Cantürk’ün başkanlığında ise kendisinin yönetim kurulu üyesi olarak kalmasını; diğer kadroyu ise ortaklaşa belirlemeyi önermiştir. Sn.Cantürk, bu öneriye, ya hep ya hiç diye karşılık vermiş, örgütlü kör hareketinin bölünmesini ve kadroların zayıflamasını önemsemediğini  göstermiştir. Bunun üzerine tüm Altı Nokta şubelerini toplayan Sn. İçli, şube başkanlarını, Cantürk’e destek vererek federasyonu güçten düşürmenin önüne geçme konusunda ikna etmiştir. O gün, Türkiye Görme Engelliler Derneği üyeleri, başta Sn. Cantürk olmak üzere Altı Nokta’nın bu sorumlu ve erdemli tutumunu övmüşlerdir. Ancak bugün bu tutumun, bir mecburiyetten kaynaklandığını söylemektedirler. Bu davranış, ahlaki bakımdan sorgulanmaya muhtaçtır.

 

6.         2006 yılındaki olağan genel kurulda Divan Başkanı olan Sn. Turhan İçli’nin divan başkanlığını bir süre yardımcısı Sn. Ömer Koç’a bıraktığı, geldikten sonra faaliyet raporu aklanmış olmasına karşılık söz haklarını yeniden verdiği ve böylece Fermani Kurtel gibi muhalif konuşmacılara bir fırsat tanıdığı yönündeki iddiaya gelince, bu tamamen düzmecedir. Çünkü Sn. İçli, genel kurulun kararı ile sonuç bildirgesini  hazırlamak üzere ayrılmış, sabah oturumunda çalışma raporları üzerine konuşmalar tamamlanmamış, öğleden sonra Sn. İçli kaldığı yerden söz hakkını vererek aklanma oylamasını gerçekleştirmiştir. Aynı kişilere yeniden söz verilmemiştir. Genel kurul tutanakları ve kayıtları incelendiğinde bu durum kesin olarak anlaşılacaktır.

 

Peki, Türkiye Görme Engelliler Derneği, neden böyle bir yalana başvurmaktadır? Zira, Türkiye Görme Engelliler Derneğince Altı Noktacı federasyon yöneticilerinin kendi yapmak istedikleri eleştirileri Sn. Fermani Kurtel aracılığıyla yaptıkları, böylece genel bir planı hayata geçirdikleri yönünde bir imajın yaratılması istenmektedir. Oysa, Altı Noktacı federasyon yöneticilerinin, kendi görüşlerini açıklamak için bir başkasının aracılığına hiçbir zaman ihtiyaçları olmamış, bildikleri doğruları her yerde her zaman açık açık dile getirmişlerdir. Türkiye Görme Engellilerin bu tutumu da ahlaken sorgulanmaya muhtaçtır.

 

7.               Sn. Fermani Kurtel’in bu genel kurulda yaptığı eleştirel konuşmaya gelince, bu tamamıyla onun kişisel düşüncelerini ifade etmektedir. Bugün yönetim kurulumuz, Sn. Kurtel’in bazı derneklerin tüzüğün katı uygulanması sonucunda federasyondan ayrıldıkları, Federasyonun AKP’nin kuyrukçusu ve uydusu olduğu yönündeki eleştirilere katılmamaktadır. Sn. Kurtel’de bunların kastını aşan ifadeler olduğunu, asıl kastının bu olmadığını söylemektedir. Nitekim, o gün bazı Altı Noktacı delegeler, Sn. Kurtel’in bu görüşlerine katılmadıklarını, bu görüşlerin derneği bağlamadığını açıklamışlardır. Sayın Kurtel, Altınoktanın Ankara Şubesi Başkanı olurken de Genel Başkan olurken de bu Genel Kurullarda Sn. Cantürk’e yönelttiği eleştirileri yinelememiştir. Yani, başarısı, Sn. Cantürk’e yönelik eleştirilerinin Altınokta kitlesinde kabul görmesinden kaynaklanmamaktadır. Oysa, açıklamada, bu görüşlerin Altı Nokta kitlesinde kabul gördüğü için Sn. Kurtel’in başarılı olduğu yönünde haksız ve gerçeğe aykırı bir görüş dile getirilmektedir.

 

8.         Biz, Altı Nokta Körler Derneği Yönetim Kurulu olarak, Türkiye Görme Engelliler Derneği yöneticilerinin Sn. Hasan Tatar’a neden bu denli bir muhalefet gösterdiklerini halen anlayabilmiş değiliz. Eğer söylenmek istenen, “bizlere sormadan aday belirliyorsunuz” gibi bir itirazsa, Türkiye Görme Engelliler Derneği’nin 1994 ve 1996 genel kurullarında bugün istismarcı diye federasyondan ayrılmalarını olağan karşılanmasını istediği derneklerin adayı olarak başkanlığa talip olmasına ne demeli? Aday olmadan önce Altınoktanın görüşünü almış mıdır? Bugün neden, Altı Nokta’nın kendi iç süreçlerinin bir ürünü olarak ortaya çıkan bir adaya böylesine tepki vermektedirler?

 

Eğer sorun, Sn. Hasan Tatar başkanlığındaki federasyonun Avrupa Körler Birliği’nin Antalya’da yapılan genel kurulundan sonra hiçbir şey yapmayıp yatması  ise, yani bu ataleti, çekilmelerinin bir nedeni olarak gösteriyorlarsa, 2005 yılı Temmuz ayında Özürlüler Yasasının çıkarılmasından sonra o günkü Sn Ahmet Cantürk başkanlığındaki federasyonun (yaklaşık bir yıl sonraki bir uluslararası sempozyum hariç) hiçbir şey yapmadan, hatta peşpeşe çıkarılan ve bugün başımıza dert olan yönetmelikler konusunda en ufak bir şey yapmayıp yatan yönetiminin istifa etmemiş olmasını neyle açıklayacaktır?

 

9.       Açıklama, Altı Noktanın başkan adayı Sn. İçli’nin dört yıllık dönemini hafif bir şekilde geçiştirirken, kendi başkan adayının dönemini federasyonun en başarılı dönemi olarak ilan etmekte, adeta “ben varsam her şey güzel, ben yoksam her şey  berbat” gibi bir böbürlenmenin içine yuvarlanmaktadır. Unutulmamalıdır ki, süreçler bir bütündür. Demokratik, bütünlüklü ve kapsamlı Özürlüler Yasası mücadelesinin bir başlangıcı, bir gelişmesi ve bir sonuçlanması vardır. Biri olmadan, diğerinin başlaması olanaksızdır. Bu mücadelenin başlangıç ve gelişme dönemleri Altı Noktanın;  bitiş dönemi ise, Türkiye Görme Engellilerin başkanına nasip olmuştur. Üstelik Türkiye Görme Engellilerin başkan adayını, kendi başkan adayını çekerek destekleyen ve mücadele için gerekli her türlü fedakarlığı gösteren, deyim yerinde ise, her şeyi hazırlayıp başkanı buyur eden Altı Noktanın federasyondaki elemanlarıdır. Biz bu süreci bir bütün olarak görüyor ve bu dönemde mücadeleye katkı sunan, az ya da çok emek veren herkesi, tek bir davanın kadrosu olarak görüyoruz. Biz kendi dönemimizde yapılan başarılarla övünmeyi, diğer dönemleri küçümsemeyi küçüklük sayan bir anlayışın mensuplarıyız.

 

10.       Son olarak, açıklamanın ısrarla erken ve olağanüstü genel kurul çağrılarına karşı olağan genel kurulun zamanında yapılmasını, bütün derneklerin bu genel kurula katılmasını, varsa çözülmesi gereken sorunlar, 6 ay içerisinde bir olağanüstü genel kurula gidilmesini öneriyoruz. Derdimiz,  sorunları çözmek ve engelli hakları mücadelesini, örgütsel bütünlüğümüzü koruyarak daha bir güçle sürdürmektir. Var mısınız?

Altınokta Körler Derneği Genel Yönetim Kurulu