Raporun Hazırlanma Süreci
Türkiye körler federasyonunun, körlerin eğitimi ile ilgili belirli görüşlerinin oluşması ve bu görüşlerin federasyonumuzun resmi belgesi haline getirilerek eğitim sorunlarının ilgili kurum ve kuruluşlara taşınarak çözülmesi ihtiyacından hareketle, özel eğitim raporunun hazırlanması ihtiyacı doğmuştur. Yönetim kurulunda belirlenen Mehmet Emin DEMİRCİ, İdris İNANDI, Halil KÖSELER, Turhan İÇLİ’nin oluşturduğu komisyonun çalışmaları Ocak ayından itibaren tarafıma verilen Başkan Yardımcılığı görevi doğrultusunda devam ettirilmeye çalışılmıştır. Genel Kurula 6 Ay kadar bir sürenin kalmasından kaynaklı komisyon üyelerinin değiştirilmesine gerek duyulmamıştır. Mevcut komisyona dahil edilmek üzere bazı yönetim kurulu üyeleriyle görüşülmüş, ancak komisyon çalışmalarına katılmayı kabul eden olmamıştır. Komisyon üyelerinin yoğun işlerinin olması, motivasyonlarının yeterli olmaması ve benzeri nedenlerle toplantılar tam kadronun katıldığı bir biçimde etkili olarak yapılamamıştır. İlk yapılan toplantıda Sayın Halil KÖSELER daha önce yapılan eğitim komisyonu çalışmalarından bu güne gelen süreçte motivasyonunun olmadığını söyleyerek komisyondan ayrılmak istediğini belirtmiş, ikinci toplantı için çağırıldığında da bu kararının değişmediğini bildirmiştir. Bundan sonraki toplantılar Turhan İÇLİ ve Şule AKDAĞ’ın katılması şekliyle yapılmıştır.
Sayın Halil KÖSELER’in daha önce hazırlamış olduğu rapor, Altınokta Körler Derneğinin körler okulları ile ilgili yürütmüş olduğu çalışmaları içeren yazılar ve Türkiye Körler Federasyonunun 2004-2006 tarihleri arasında körler okulları ile ilgili yaptığı anket çalışmalarından yararlanılarak raporun hazırlanmasında çeşitli bilgiler edinilmiştir.
Federasyonumuzun ekonomik sıkıntıları olması nedeniyle farklı illerde bulunan körler okulları ziyaret edilememiş ve okul görevlilerinin katıldığı bir toplantı gerçekleştirilememiştir. Bu tür çalışmaların rapor hazırlanmasında somut katkılarının olacağından hiç kuşkumuz yoktur.
Yine bu dönemde, Ankara’da bulunan Gören Eller İlköğretim Okulu, Mithat ENÇ ilk. Okulu Görme engelliler basın evi, Cumhuriyet ve Halide edip ADIVAR liselerine resmi yazıyla başvurularak toplantı yapılması talep edilmiştir. Sözel olarak yapılan görüşmelerde toplantıya katılacaklarını bildirmelerine karşın toplantıya yalnız Engelliler Basın evi Müdüre Kadir CENGİZ gelmiştir. Bunun üzerine Görme Engelliler Basın evi ve Gören eller İlköğretim okulundaki bazı çalışanlar tarafımca ziyaret edilerek ayrıntılı olarak bilgi alınmıştır. Yapılan bu çalışmalar ve edinilen bilgiler komisyon üyesi Turhan İÇLİ’yle paylaşılarak aşağıdaki rapor hazırlanmıştır. Federasyonumuz yönetim kurulu üyeleri ve federasyonumuza bağlı derneklerin görüşleri alınarak bu raporun zenginleştirilmesi mümkün olabilir.
1- Görme özürlü sayısı, eğitim görecek yaştakilerin sayısı ve okul oranları
Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın, geçtiğimiz yıllarda 100.000 hane halkı üzerinde yapmış olduğu araştırmanın sonuçlarına göre, ülkemizde 411.712 görme engelli yaşamaktadır. Bu nüfusun %11.72’si, ilköğretim çağındadır. Böylece ilköğretim çağında bulunan görme engelli nüfus 48.255’i bulmaktadır.
Yine Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Araştırma Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 2003-2004 öğrenim yılında ülkemizde körler okullarında okuyan öğrenci sayısı 1341 iken, diğer öğrencilerle birlikte kaynaştırma eğitimi gören, görme engelli öğrenci sayısı 2358’dir. (Bkz. orgm.gov.tr) Demek oluyor ki, toplam olarak ülkemizde 3717 görme engelli öğrenci 2003-2004 öğrenim yılında, eğitim görme olanağına kavuşmuşlardır.
Bu rakam, ilköğretim çağındaki görme engelli nüfusun %7.7’sini oluşturmaktadır. Bu durumda henüz eğitim görebilme olanağına sahip bulunmayan ilköğretim çağındaki görme engelli öğrenci oranı %92.3’tür. Yani her 100 öğrenciden 8’i eğitim görebilirken, 92’si bu olanaktan yoksun bulunmaktadır.
2- Okul öncesi eğitim: Körler okullarında ana sınıfı uygulaması başlatılmıştır. Bu uygulama görme engelli çocuklar için oldukça yararlıdır. Ancak engellilerle engelli olmayan çocukları kaynaştırmak için bazı okullarda engelli olmayan çocuklarla birlikte ana sınıfı eğitimi verilmektedir. İlkokulda aynı uygulama olmadığı için, bu uygulama amacına uygun olarak yeterince hizmet etmemektedir. Ayrıca körler okulu öğrencilerinin yakın olan okul öğrencileriyle kaynaştırılmalarına daha çok ihtiyaç vardır.
3- Aile rehberliği: görme engelli çocuğu olan aileler dernekler, körler okullarındaki rehberlik servisleri ve rehberlik merkezlerinden bilgi alabilmektedirler. Yaşadığı ilde dernek ve körler okulu bulunmayan ailelerin başvurabilecekleri bir yer bulunmamaktadır. Ayrıca aileler 0-6 yaş döneminde olan çocukları için sağlıklı bilgi alabilecek kurumlar bulamamaktadırlar. Örneğin çocuğu körler okuluna bitmesi gereken bir aile, sağdan soldan duyduğu kulaktan dolma bilgilerle kaynaştırma eğitim alması adına çocuğunu normal bir okula vermekte ve öğretmenin yapması gereken görevlerin tümünü de aile üstlenmektedir. Okul öncesi özürlü aile danışmanlığı ve rehberliğini içeren kitapçık hazırlanarak özürlülerle ilgili çalışan tüm özel ve resmi kurumların bu kitabı edinmesi gerekmektedir. böylece yanlış olan farklı uygulamaların ortadan kaldırılması mümkün olacaktır.
Çocuğu engelli olan ailelerin bir araya gelerek deneyimlerini paylaşması son derece önemli bir ihtiyaçtır. Böylece aileler sorunlarınının farkında olacaklar ve yetkililerden ne isteyebilecekleri konusunda bilinçleneceklerdir. Bu ihtiyacın giderilmesi için Shçek. İl Müdürlüklerine bağlı Toplum Merkezleri Çalışanlarına yönelik bir eğitim verilebilir.
4- Özel eğitimden mezun olan öğretmenlerin eğitime katkıları: özellikle Özel Eğitim bölümlerinden mezun olan öğretmenlerin çoğu kabartma yazıyı tanımakta, ancak bütün ayrıntılarıyla kabartma yazıyı bilmemektedirler. Dolayısıyla az bildikleri kabartma yazıyı öğrencilere öğretememektedirler. Liseye giden kör öğrencilerin çoğunun kabartma yazı bilmediği öğrenilmiştir. oysa kabartma yazıyla daha kalıcı öğrenme gerçekleşmektedir.
Küp taş ve taylor taş kasa araçları körlerin matematik eğitimlerinde etkili olarak kullanılmaktadır. Bu araçlar tüm körler okullarında fazlasıyla mevcuttur. Ancak etkili olarak öğrencilerin eğitimlerinde kullanılmamaktadır. Bu durumda zaten sayısal derslerde zorlanan körler daha da geriye gitmektedir. Özel eğitim mezunu öğretmenler matematik öğretimi konusunda da yeterli bilgi ve uygulama donanımına sahip değillerdir.
5- Ders programlarında eklenmesi gereken konular: körlerin müzik yeteneklerinin etkili olarak değerlendirilmesi için müzik eğitiminin standardının giderek düştüğü görülmektedir. Ek ders karşılığı dışarıdan öğretmen bulunması yoluyla bu ihtiyaç giderilmelidir.
Ayrıca beden eğitimi derslerinde bağımsız hareket gösterilmektedir. Bağımsız hareket adında 1. kademeden itibaren ders konulmalı ve uygulanmalıdır.
6- Matbaa ve ders kitapları: Ankara’da bulunan görme engelliler Basın evi Türkiye çapında hizmet vermekte , körler okulu ve normal okula giden tüm öğrencilerin kitapları ücretsiz olarak bastırılıp ilgili okullara gönderilmektedir. Öğrenin yılının başındaki değişikler dikkate alınarak kitaplar basılmaktadır. Ancak bu birimde çalışanlar, özel eğitim kurumlarıyla eşit ücret alamamaktadırlar.
Matematik kitaplarının basımında körlerin matematik örenmesi konusunda deneyimi olan ve matematiğin konularını iyi bilen elemanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin permitasyon konusu bilinmeyince, o bölüm ders kitaplarında yer almamaktadır.
7- Spor ve sosyal faaliyetler: kaynaştırma eğitimi esasen sosyal faaliyetler ve spor etkinliklerinde uygulanmalıdır. Çünkü toplumun bireyleriyle küçükken ilişki kurması sınırlı olan kör çocuklar, yetişkin olduklarında iş ve sosyal yaşamlarında sorunlar yaşabilirler. Körler okulundaki öğrenciler yakın okul öğrencilerle kaynaştırılmalıdır. Bunun için birlikte çeşitli sosyal etkinlikler (gezi, okulları ziyaret, kitap okuma çalışmalar)ı düzenlenmelidir.
Ayrıca körler okullarında çalışan personelin öğrencilere örnek olması önemlidir. Ne yazık ki körler okullarındaki öğretmenlerin çoğu baston kullanmayı tercih etmemektedirler. Hatta öğrencilerin sokağa çıkması konusunda sorumluluk almaktan kaçmaktadırlar. Bu durumda sosyalleşme sürecinin sağlıklı gelişmesinden söz etmek mümkün değildir. Ailelerden izin kağıdı alınarak bu sorun çözülebilİr.
Çalışan personelin sosyal ilişkiler kurması da çok önemlidir. Bu kurumlarda çalışanların sürekli kendi aralarındaki sosyal ilişkileri geliştirdiklerini, kapalı devre topluluk olarak yaşamlarını sürdürdüklerini, dış çevreye açılma konusunda yeterli çaba harcamadıklarını üzülerek görmekteyiz.
Körler okullarında idareci olmaya da yeterince önem verilmeli, özel eğitim deneyimi olmayan ya da başka okuldan gelen idareciler hizmet içi eğitimden geçirilmelidir.
Körler okulları bulunan illerde özürlü dernekleriyle dengeli ilişkiler kurulmasına okul yönetimi tarafından özen gösterilmeli, körlerin örgütlere sıcak bakmaları sağlanmalı, ilişkiler öğrencilere baskı yapılarak örgütlere taşınmamalıdır.
8- Bilgisayar eğitimi, kullanımı ve öğrencilerin bilgisayar edindirilme çalışmaları: körler okullarında yeterince bilgisayar bulunmaktadır. Bilgisayar eğitimleri de verilmektedir. Ancak bilgisayarla tanışan körler kendileri için özel bir yeri olması gereken Braille alfabesinden vazgeçmektedirler. Bilgisayar eğitimiyle birlikte kabartma yazı kullanımına da kör öğrenciler teşvik edilmelidirler.
9- Kaynaştırılmış eğitim sorunları ve kaynaştırılmış eğitim konusunda genel bakış: ülkemizde kaynaştırılmış eğitim önce lise öğrenimi uygulamalarıyla başlamış, daha sonra bu uygulamalar ilkokul düzeyine kadar inmiştir. Ancak kaynaştırma eğitim uygulamaları devletin araştırarak, kaynak ayırarak ve denetimli uygulama yapması şeklinde ne yazık ki gerçekleştirilememiştir. İnisiyatif çoğu zaman gönüllülere bırakılmıştır. Kör çocuğu olan aileler de kaynaştırma eğitimi hakkında sağlıklı olarak bilgilendirilmemektedirler. görme oranı fazla olan bir öğrenci körler okuluna, tersine görme oranı normal bir okulda okuması için yeterli olan bir öğrenci de kaynaştırma adına normal bir okula gönderilmektedir.
Kaynaştırma eğitimi konusunda öğretmenler yeterli bilgi ve donanıma sahip değildirler. Ders araçları olduğu halde, bu araçlar öğrenciler tarafından etkin olarak kullanılamamaktadır. Dolayısıyla ders başarısında da önemli ölçüde düşme görülmektedir.
Kör öğrencilerin öğrenim gördüğü bazı liseler adeta körler lisesi haline gelmektedir. Örneğin bir okulda 25’in üzerinde kör öğrenci varken, bir çok lisede kör öğrenci bulunmamaktadır. Yasal bir engel olmadığı halde okul müdürleri hala okullara kör öğrenci kabul etmemektedirler. Ailelerin çocuklarının eğitim sorunlarıyla karşılaştıklarında başvurabilecekleri engelli hakları birimlerinin kurulması sağlanmalı ve bu birimlerin aktif olarak çalıştırılmaları için denetim yapılmalıdır.
Gezici öğretmen uygulamaları da çok yetersizdir sayıları az olan bu öğretmenler daha çok ilkokuldaki kaynaştırma eğitimiyle ilgilenmektedirler. Oysa lise öğreniminde bu öğretmenlerin devreye girmesine daha çok ihtiyaç vardır.
Kaynaştırma eğitimi eksik ve yanlış uygulanırken, bir yandan da bu uygulamalar körler okullarının kapanması yönünde devletin politikalar geliştirmesinin zeminini hazırlamaktadır. Bu konuda özürlü örgütlerinin bir araya gelerek bir politika geliştirmesi ve ivedilikle bu politikaları eylem planına dönüştürmesi gerekmektedir. Aksi halde körlerin eğitim geleceği tehlike altına girecektir.
Kaynaştırma eğitimi 1. kademede kesinlikle uygulanmamalı, öğrencilerin eğitim görmesi gereken yeri körler okulları olmalıdır. Ancak görme oranı normal okulda eğitim görmesi için yeterli olan az görenler ilkokul düzeyinde kaynaştırma eğitimine dahil olabilirler. Kaynaştırma eğitimine 2. kademede aşamalı olarak geçilmelidir. 8. sınıfın 2. dönemini yatılı olarak körler okullarında kalarak normal okullarda okuyabilirler.
Taşrada olanaklar sınırlı olduğu için büyük şehirlerde öğrenim görmeyi tercih eden körler için bir okulda yığılmalarını önlemek amacıyla, bu öğrencilerin yatılı okullarda akşam kalmaları ve kaldıkları yere yakın okullarda öğrenim görmeleri sağlanmalıdır.
ÖZEL ÖZEL EĞİTİM OKULLARI: Özel özel eğitim merkezleri devlet tarafından desteklendiği için, ne yazık ki uygulamalar duyarlılıktan çok ticari ilişkilere dönüşmüştür. Bu durum körler açısından kaygı vericidir. Görme engelli onayını alan merkezler, kör öğrencileri merkezlere kabul etmeye başlamışlardır. Öğrenci hem körler okulu hem de özel eğitim merkezine gitmektedir. Aileler de gittikçe bu merkezleri tercih etmeye başlamışlardır. Devlet bu merkezlerin okullaşması yönünde çaba göstererek körler okullarını kapatma yoluna gitmektedir. Görme engelinin yanında zeka geriliği olan çocuklar bu merkezlerden yararlanmalıdır. Ancak kör öğrenciler körler okullarını tercih etmelidirler.
Körler okulları, kaynaştırma eğitimi, az görenlerin görme oranlarının tespiti konusunda sempozyum düzenlenmeli ve sempozyum sonuçları eylem planına dönüştürülerek bu sorunların çözümü konusunda kamuoyu oluşturma çalışmaları yapılmalıdır.